

Hayata Dair Notlar
Hayat Dediğin

25 Kasım
25 Kasım… Her yıl bu tarihte meydanlar doluyor, açıklamalar yapılıyor, pankartlar açılıyor, sosyal medya mesajları artıyor. Ama değişmeyen bir şey var, öldürülen kadınlar hâlâ yalnızca birer rakam.

Hayat bir gün, o da bugün
Bazen bakıyorum da, öyle bir dünya telaşına kapılmışız ki, hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz.

Umut, bir kapı zili kadar uzakta!
Bilen bilir ancak bilmeyenler için anlatmak isterim. İki yıl önce haber için gidip çalışmaları bizzat gözlemlediğim, dürüstlüklerinden emin olduğum bir yardım derneğinin gönüllü üyesi oldum.

Labubu Çılgınlığı
Geçmiş yıllarda hepimizin karşısına çıkan o mor oyuncak hala aklımda.

Ne izlersek ona dönüşüyoruz
Son günlerde medyada ve sosyal yaşamda yaşanan gelişmeler, hepimizin üzerine düşünmesini gerektiren bir tablo ortaya koyuyor. Bugün sizlerle, üzerinde düşünmemiz gereken bir konuyu paylaşmak istedim.

Bir annenin gözünden çocukluk ve eğitim
Eskiden en güvenli yer okullardı. Çocuklarını öğretmenlere teslim eden ebeveynler, “Eti senin, kemiği de senin hocam” derdi. O kadar sonsuz bir güven vardı ki… Dostluklar güzeldi, çocukluğun saf ve temiz dünyasına teknoloji henüz uğramamıştı.

Gazze için hala umut var
Bugün Gazze’yi konuşmak istiyorum. Aslında her gün konuşmak istiyorum. Çünkü yıllardır bitmeyen bir zulüm var ve elimizden neredeyse hiçbir şey gelmiyor.

Başkasına benzemek!
Batı kökenli bir gelenek olan Cadılar Bayramı, son yıllarda Doğu ülkelerinde de popülerlik kazanmaya başladı.

Pembe pançolu küçük kızın hikâyesi
Bu sefer isimsiz yazacağım pembe pançolu küçük kızın hikâyesini...

Savaşın Değil, Sevginin Çocukları Olsunlar
Akşam olmak üzereyken yolda denk geldik… Önlerinde bebek arabasına yüklenmiş pet şişeler, eskiciye satıldığında ancak birkaç kuruş edecek çöpler vardı. Yorgun ve hüzünlü iki küçük torunla birlikte yaşlı bir kadın sessizce yürüyordu. Kimseye çarpmadan, fark edilmeden evlerine ulaşmaya çalışıyorlardı.