top of page

“İNTİHAR ANİ BİR, KARAR DEĞİL”

  • 26 Haz 2025
  • 5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 17 Tem 2025

Psikolog Sıla Dükel, intiharın genellikle ani bir karar değil, planlı bir süreç olduğunu ifade ederek, “Çocuklar ya da yetişkinler genellikle intihar etmeden önce vedalaşma eğiliminde oluyor. Ölümle ilgili konuşmalar, çizimler ya da ‘ölsem de kurtulsam’ gibi cümleler bu sürecin işaretidir. Bu sinyaller ciddiye alınmalı” dedi.



Son dönemde gençler arasında yaşanan intihar vakalarındaki artış, ailelerde derin kaygılara yol açıyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte çocuklarına ulaşmakta zorlanan ebeveynler, ne yapacaklarını bilemez hâle gelirken, kadın cinayetleri de toplumun kanayan yarası olmaya devam ediyor. Bu önemli konuları psikolojik açıdan değerlendirmek üzere, Uzman Klinik Psikolog Sıla Dükel ile bir araya geldim. Dükel, gençlerin yaşadığı ruhsal buhranın nedenlerini, kadın cinayetlerinin arka planındaki psikolojik etmenleri ve medyanın bu süreçteki rolünü anlattı.


Eğitim hayatı ile ilgili bilgiler veren Uzman Klinik psikolog Sıla Dükel, “Özyeğin Üniversitesi lisans psikoloji mezunuyum. Daha sonrasında klinik psikoloji yüksek lisansı yaptım. Şu anda da doktora sürecine devam ediyorum. Yine Okan Üniversitesi'nde hem akademik anlamda hem klinik anlamda devam etmekteyim. Travmatik yaşantılarla ağırlıklı olarak çalışmaktayım. Genel anlamda ergen yetişkin alanında çalışıyorum. Aile danışmanlığı ve ebeveyn danışmanlığı yapıyorum. Aynı zamanda anaokullarına eğitim danışmanlığı veriyoruz. İstanbul'da bir 5 yıllık anaokulu geçmişim var. Hem terapi hem anaokulu süreçleri var mesleki anlamda Mersin’de yeni olsam da tanınır bir hale geldim, gerek eğitim geçmişim gerekse tecrübelerimle farklılığı fark ediyor Mersin. Mersin'de memleketim artık. Yani memlekete döndüm sayılır. Ve burada marttan itibaren açılışımızı yaptık. Güzel de dönüşler aldık. Meslek odaları ile protokoller imzaladık, anaokulları ve kolejlerle anlaşmalar yaptık, dediğim gibi hızlı ama güzel bir başlangıç oldu. Aynı zamanda da aktif bir şekilde Yenişehir Belediyesi'nde gönüllü olarak devam ediyorum. Çeşitli aile seminerleri, atölye çalışmaları yürütüyoruz.” dedi.

Uzman Psikolog Sıla Dükel, son dönemde gençler arasında artan intihar vakaları ve kadın cinayetlerine dikkat çekerek, aileleri ve yetkilileri uyardı. TÜİK verilerine göre sadece 2022 yılında 4 bin 158 kişi intihar etti. Dükel, özellikle gençlerin işsizlik, ekonomik zorluklar ve aile içi baskılar nedeniyle derin bir umutsuzluk yaşadığını belirtti. Gençlerle yaptığı görüşmelerde sıkça “Zaten okusak da ne olacak ki?” düşüncesiyle karşılaştığını söyleyen Dükel, birçok üniversite mezununun mesleğini yapamadığını ve geçinebilmek için farklı işlerde çalıştığını ifade etti. Ekonomik sıkıntıların sadece bireyleri değil, aile yapısını da sarstığını belirten Dükel, ev içi geçimsizliklerin arttığını ve bu gerginliğin çocuklara doğrudan yansıdığını söyledi. Küçük yaşlardan itibaren kaygı bozukluklarıyla gelen danışanların sayısının arttığını vurgulayan Dükel, “Her an evde bir problem yaşanacakmış gibi bir ruh hali hâkim. Bu da çocuklarda ciddi bir geleceksizlik hissi yaratıyor” dedi.


“ÇOCUKLARA ALAN TANINMALI”


Çocukların ve gençlerin kendi kararlarını verebildiğini hissetmesinin önemli olduğunu belirten Dükel, ailelerin sevgi diliyle sınır koymasının önemine değindi. Dükel, “Çocuk evin kurallarına uymalı ama zaman zaman kendi kararlarını da alabilmeli. Kıyafetini kendi seçmek gibi basit tercihler bile ‘ben değerliyim, düşüncelerim önemli’ hissini kazandırır. Bu da aileyle güven ilişkisini güçlendirir” diye konuştu. Özellikle bazı aile yapılarında bu alanın çocuklara yeterince tanınmadığını belirten Dükel, “Bazı ailelerde çocuk üzerindeki kontrol o kadar katı ki, çocuk en temel bireysel hakkını bile kullanamıyor. Bu da onları duygusal olarak yalnızlaştırıyor” dedi.


“GENÇLER KİME GÜVENECEKLERİNİ BİLEMİYOR”


Bu tür uygulamaların gençler üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Dükel, gençlerin neye inanacaklarını, kime güveneceklerini bilemez hâle geldiklerini ifade ederek, “Öyle vakalarla karşılaşıyoruz ki, genç bir kız üniversite hayatı boyunca ailesinden gizli bir yaşam sürmek zorunda kalıyor. Kendi kimliğini yaşayamayan çocuklar, geri döndüklerinde ağır bunalımlar geçiriyor. Bu da onları uçurumun eşiğine getiriyor” diye konuştu.


“EĞİTİM SİSTEMİ, DUYGUSAL GELİŞİMİ DESTEKLEMİYOR”


Psikolog Dükel, okullardaki rehberlik hizmetlerinin yetersizliğine de dikkat çekerek, PDR uzmanlarının eğitim ve yetkinlik düzeylerinin artırılması gerektiğini ifade etti. Dükel, “Ne yazık ki bazı okullarda, sadece formasyonla, terapi eğitimi almadan görev yapan kişiler var. Oysa ki her çocuk biricik ve derin bir destek sürecine ihtiyaç duyuyor” dedi. Bu noktada Millî Eğitim Bakanlığı’na büyük sorumluluk düştüğünü belirten Dükel, müfredata duyguların tanınması ve yönetilmesine dair derslerin eklenmesi gerektiğini söyleyerek, “Duygu eğitimi anaokulundan başlamalı. Biz gönüllü olarak anaokullarında kaygı çalışmaları, mahremiyet eğitimi veriyoruz ama bu imkanlara ulaşabilen çocuk sayısı çok az” şeklinde konuştu.


“MADDE KULLANIMI VE ŞİDDETE YÖNELİMDE ERKEN MÜDAHALE ŞART”


Ayrıca, özellikle madde kullanımı, şiddet eğilimi ve davranış bozukluğu gösteren çocuklara erken müdahalenin önemini anlatan Dükel, “Bu çocuklar toplum dışına itilmemeli, eğitimle ve destekle yeniden kazanılmalı. Madde bağımlılığı olan öğrenciler için uzaktan eğitim dahil farklı yöntemler geliştirilmeli. Ama diğer durumlarda çocuklar mutlaka eğitime yönlendirilip psikososyal destek almalı” dedi.


“İŞ BİRLİĞİ GEREKLİ, KAPILARIMIZ AÇIK”


Rehberlik hizmetlerinin yalnız bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Dükel, psikiyatri, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve rehber öğretmenlerin iş birliği içinde çalışması gerektiğini dile getirerek, “Biz uzmanlar olarak gönüllüyüz. Ücretsiz eğitimler veriyoruz. Ama okulların da bize ulaşması gerekiyor. Çünkü ailelere ulaşmak, güven kurmak ve psiko-eğitim vermek zaman isteyen bir süreç. Bu da ancak sistemli bir iş birliğiyle mümkün olabilir” şeklinde konuştu.


“ÇOCUKLARIN ÇİZİMLERİ, CÜMLELERİ DİKKATE ALINMALI, SİNYALLERİ GÖRMEZDEN GELMEYİN”


Aile danışmanlığı da yapan Klinik Psikolog Sıla Dükel, özellikle çocukların ve gençlerin verdiği sinyallerin iyi okunması gerektiğini vurguladı. İntiharın genellikle ani bir karar değil, planlı bir süreç olduğunu ifade eden Dükel, “Çocuklar ya da yetişkinler genellikle intihar etmeden önce vedalaşma eğiliminde oluyor. Ölümle ilgili konuşmalar, çizimler ya da ‘ölsem de kurtulsam’ gibi cümleler bu sürecin işaretidir. Bu sinyaller ciddiye alınmalı” dedi. “Özellikle ergenlerin çizimlerine dikkat edilmeli” diyen Dükel, ailelerin bu tür ipuçlarını önemsemesi gerektiğini belirterek, “Ben ailelere hep söylüyorum. Çocuk seviyorsa, resim ya da yazıyla duygularını ifade etmesine alan tanıyın. Bu onların iç dünyalarını anlamak açısından çok kıymetli. Bununla birlikte ailelerin bu konuda farkındalığının arttırılması, eğitilmesi gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.


“UMUT VARSA İNTİHAR ETMEZ”


Seanslarda danışanlara açıkça intihar düşüncelerinin olup olmadığını sorduklarını aktaran Dükel, “Toplumda yanlış bir kanı var. Sanki intihardan bahsetmek insanları tetikler gibi düşünülüyor. Oysa biz psikologlar açık açık sorarız: İntihar düşüncen var mı? Planın var mı? Eğer net cevaplar alıyorsak risk ciddi olabilir” dedi. İntihar düşüncesi olan kişilerde genellikle gelecek planlarının olmadığını söyleyen Dükel, “Kimi zaman ‘Umutsuzum’ der ama bir geleceğe dair fikri varsa, bu bizim için koruyucu bir etkidir. Planlı intihar düşüncesi olan bireylerde vedalaşmalar başlar, vasiyetler yazılır, çevreden uzaklaşma gözlenir” diyerek dikkat edilmesi gereken noktalara işaret etti.


“TOPLUM OLARAK EMPATİYE İHTİYACIMIZ VAR”


İntihar eğilimi taşıyan kişilere karşı çevrenin yaklaşımının da önemli olduğunu söyleyen Dükel, “Destek almayan bir birey varsa, bir arkadaşı, bir yakını onu dinlemeli. Empatik ve yargılamadan dinlemek çok kıymetli. ‘Geçer’, ‘abartma’ gibi ifadeler yerine, ‘Seni anlıyorum’, ‘Bu süreci birlikte aşabiliriz’ gibi cümleler kullanılmalı” diye konuştu.


“DESTEK BİR TIK UZAĞIMIZDA”


Psikolog Sıla Dükel, ailelerin ve bireylerin başvurabileceği kurumlara da dikkat çekerek, “Üniversitelerin psikolojik danışmanlık birimleri, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın eğitim programları, 112 acil hattı, Alo 182 psikiyatri randevu hattı gibi destek mekanizmaları var. Mersin’de Yenişehir ve Mezitli Belediyeleri ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti veriyor. Bunların bilinmesi ve daha çok duyurulması gerekiyor” dedi.


“KADIN CİNAYETLERİNİN ÖNÜNE DENETİMLE GEÇİLEBİLİR”


Kadın cinayetleri ve şiddet vakaları her geçen gün artıyor bu konu ile ilgili de açıklama yapan Klinik Psikolog Sıla Dükel, kadın cinayetlerinin arkasında sıklıkla “empati yoksunu ve dürtü kontrolü zayıf bireyler” olduğunu belirtti. Cezaevinde yatan ya da şiddet olaylarına karışan birçok kişinin psikolojik yapısına dikkat çeken Dükel, “Taciz, öldürme gibi eylemleri gerçekleştiren kişiler genellikle antisosyal kişilik bozukluğu olan bireyler. Bu kişiler empati yetisinden yoksundur. Yani bizler gibi düşünemezler” dedi. Kadın cinayetlerinde kıskançlık, sahiplenme dürtüsünün de etkili olduğunu belirten Dükel, “Ne yazık ki toplumumuzda hâlâ ‘Ya benimsin ya toprağın’ anlayışı var. Bu anlayış, özellikle erkek bireylerde kadını bir mülk gibi görme eğilimini pekiştiriyor” ifadelerini kullandı.


“BOŞANMA SONRASI PSİKOLOJİK DESTEK ŞART”


Boşanma sonrasında yaşanan duygusal travmaların da şiddeti tetiklediğini belirten Dükel, bu süreçte devlet mekanizmalarının takibinin yetersiz olduğunu ifade ederek, “Boşanan bireyler çoğu zaman yalnız bırakılıyor. Oysa bu süreçte psikolojik destek şart” dedi.


“MEDYA YOL GÖSTERİCİ OLMALI”


Medyanın bazı durumlarda şiddeti meşrulaştıran ya da kahramanlaştıran bir dile başvurduğunu vurgulayan Dükel, “Bir olay yaşanıyor, ardından bazı haber başlıkları adeta o kişiyi yücelten bir dil kullanıyor. Bu çok tehlikeli. Halbuki olayın olduğu kadar, çözüm yolları da anlatılmalı. İnsanlar nereye başvurabileceklerini bilmeli. Medya yol gösterici olmalı” diye konuştu. Şiddet ve travmatik olaylara dair haberlerin detaylarına çok girilmemesi gerektiğini belirten Dükel, “Toz pembe bir tablo çizmekten bahsetmiyorum ama haber verilirken, umutsuzluğu derinleştirecek bir dil kullanılmamalı. 'Bu yaşandı ama çözümleri de var' diyerek destek yolları sunulmalı” dedi.

Kadın cinayetleri, şiddet ve intihar vakalarındaki artış toplumda derin bir kaygıya yol açarken, Klinik Psikolog Sıla Dükel medya organlarının bu süreçte sorumluluğunun büyük olduğunu söyledi. Medyanın sadece kötü olayları duyurmakla yetinmemesi gerektiğini belirten Dükel, “Yol gösterici olmak zorundayız” dedi.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Sizde Katılın!

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • X

© 2025 IRAZ ERDEN. Düşünceler, kelimeler ve ilham burada birleşti. Tüm hakları saklıdır

bottom of page